Kayıtlar

Eylül, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

* Hayatıma İlk Giren Kadına İhanetim.

Ölü ruhumu canlı bedenime monte etmeye çalışırken yakalandım dün gece anneme, Bir sürü azar koydu cebime, Sabaha kadar sindirmemi söyledi hepsini.   Biliyorum kızıyor annem her gece ruhumu bedenimden çıkarıp karşılıklı oturarak Tanrı'dan seni içime hapsetmesi için dua etmeme. İçini rahat bırak diyor her seferinde, Bir bedene iki ruh sığmaz diyor ama sağ kulağımdan dahi girmiyor söyledikleri. Çünkü oğlunu düşündüğü için yalan söylüyordu, Malum ondaki de "Ana Yüreği"ydi. Ben bu bedene iki ruhu sığdırdığım güne şahit olan meleklerimle beraber ikna ederdik etmesine annemi seni benzi solmuş bedenime sığdırdığıma ama hayatıma ilk giren kadına ihanetimdin sen, kızgınlığı belkide bu yüzden. Şimdi sevgili annesi için gözünü kırpmadan canını yoluna seren ben, Hayatına ilk giren kadına seni değiştiğini söylüyor. Cennet bile onun ayaklarının altındayken ! // Muti 24/Eylül/10 - 15:31

* Katil ve Maktul

Depresif bir ruh haliydi o gece şekline büründüğü, G öz çukurlarında kan birikmiş, Ölümle raks edercesine sallanıyordu bir sağa bir sağa, Solunu görmüyordu bile! Elinde dünden kalma intikam, Bir güzel soğutulup dondurulmuş, Sarkıkları vardı yukarı doğru sarkmış. Çırılçıplaktı üşüyordu, Tüyleri diken diken oldu ve her dikenine bir emir verdi; -"Sen kıçına, sen başına! Kalbi bana bırakın, kendimi temizleyip sonra öldürmeliyim" dedi gözlerini kısarak. Elinde sarkıklardan yaptığı bir silah, Cebinden çıkardığı dünleri astı ucuna, Birer birer itinayla dizdi silahına.  Düşlerini giydi üstüne kana bulamaktı niyeti,  Altı hala çıplaktı ama umurunda bile değildi. Hazırlanmıştı nihayetinde,  Bir eli cebinde, silahı diğer elinde. Ayaklarını burnunun dikine çevirip kızarmış gözlerini iyice açtı Ve adımlarını hızlandırarak yürümeye başladı.  Sevgili yan odadaydı,  Fazla sürmedi kapıyı tekmeleyip müstakbel maktülün yanında bitesi. Burun buruna, göz göze geldiler,  Ne...

* Becerebilir miyiz Sence ?

Ucu yırtılmış siyah beyaz bir 'Aşk'adır özlemim. Eskilerden anlatılanlar gibi sadece. Hani babamla annemin tanışması gibi,  Hani eller terlemeye başlar birbirine değerken,  Hani için titrer uzaktan sesini duyar gibi olduğunda yada gördüğünde dizlerinin bağı kendini salar ya işte öyle.  Kaçamak görüşmeleri kısa tutmak zorunda kaldığın için, daha bir özlersin ya hani ikinci bir görüşmeye.  Hatta şiirler yazarsın kafiyesinden bihaber,  İçinden gelenleri gözlerine bakarak konuşamazsın da kağıda akıtırsın ya bütün hislerini,  Sadece bu şekilde işte. "Aşk"ın "Aşk" olduğu zamanlar hani.  Belden aşağı değil göğsün tam üstündeki titremeler var ya hani, boğazına kadar gelen bir yürek, tabir-i caizse "gıkını" çıkaramadığın anlar ve göğüs kafesini zorlayan yumruk büyüklüğündeki bir kalp.  Hepsi bu kadar. Ve şimdi kadın becerebilir miyiz sence, "Sen annem olmayı, ben ise babamı oynamayı ?" // Muti 10/Eylül/10 - ...

* Sen Hiç Öldün mü ?

Bilirsin sevgili bir laf var "Ölenle ölünmez" diye hani, gel bu tabuyu yıkalım, yakalım birlikte hadi.  Madem bir bedende iki ruh olmayı beceremiyoruz, gel hadi birlikte ölüp ölüp dirilelim, Teneşir'le dalga geçelim.   Dün yine öldüm, evet yine bir ışık gördüm. Yanaklarımı ıslatırken ayaklarım yerden kesildi ama ölüler hiç ağlar mı ki sevgili ? Sonra başımı aşağı doğru kaldırdım, gözyaşlarım yukarı doğru akıyordu, derin derin nefes alışlarım biranda içime kaçtı ve öldüm! Çok geçmedi sabahına tekrar dirildim. Denemelisin en azından beni görmelisin, bir gece dahi olsa bile kucağında öldürmelisin. Yanaklarım yerine yanaklarını ıslatmalıyım, gecenin koynu yerine kucağına yatmalıyım ve son nefesim senin içine kaçmalı o zaman anlarsın her gece ölmenin ne denli kolay olacağını.   Sürekliliğini yaşatıyorum içimde ölümün, artık gevşedi bu beden, çok rahat girip çıkıyor içeri dışarı bu ruh sorgu sual bilmeden.   Can yakmıyor ölmek asıl dert yalnız gömülmek.  ...

* Bugün İntihara Teşebbüsüm Oldu.

Gidişinden sonra hangi kalbe hizmet ederdi ki bu yürek, Güneş bile s*ktir çekiyor şimdi bana erkenden batıyor artık, hemde öyle bir batıyor ki; "Aşkımın" bakireliğini bozan sana tuz biber oluyor. Ay ile anlaşmalı çalışıyor şimdi yıldızlar, hepsinin küfrü bana mıydı yoksa ?   Omzumdaki melekler enseme şaplaklar atıyor, karşımda tebessümleri kahkahaya dönüşürken. Bedenim şimdi gecenin orospusu olmuş sanki, gece her geldiğinde altına yatıyor. Belki sabaha sevgiliyi getirir diye ama gitmiştin, bırak halüsülosyon çizgileri içinde seni görmeyi karşımda, gözümü açtığım o sabahın ilk ışıkları bile taşak geçiyor sanki yalnızlığımla. Kuru kalabalığa da daldım bu sabah neredeyse boğulacaktım, gece yine erken geldi ama bu sefer altına yatmayacaktım. Ayaklarımın altına koyduğum kendimin üstüne bastım, avizeye bağladığım hayallerini boğazıma geçirdim ve düşlerini ucundan yakıp içime üfledim. Kendime attığım tekme nihayetinde yerle bir oldum, ben ise asılı kaldım ama hayallerin fazla ...

* Hoş Geldim.

Sensiz bir akşamı geceye bağlarken ellerim kördüğüm oluyor.  Dolap içindeki hayallerin hala sıcak, soğumamış ve can yakıyor.  Şimdi bardağıma koyduğum demli yalnızlığımı içiyorum, tabağıma servis yapıp kafayı yiyorum ama sensiz boğazımda geçmiyor. Gözlerimi kapatıp tekrar tekrar başa alıp hayalini izliyorum ve yanaklarımı ıslatıyorum. Kendimle konuşmaya çalışıyorum ara ara, yoksa deliriyor muyum?  Tanrım harfleri bir araya toparlayamıyorum. Sadece üç harfli kelimeler görebiliyorum dilimde, birleştiriyorum ayrılıyor;   "Ben" diyorum kayboluyor, "Aşk" diyorum dilim sürçüyor, "Sen" diyorum "Ölüyorum". // Muti 03/Eylül/10 - 02:20

* Bedenlere Büyük Gelen Tabutlar.

Nice bedenler vardı içinin pisliği gözeneklerinden taşmış, kir pas içinde.  Feri kaçmış gözler, nemrut mimiklerden ibaretti simaları, anlam aramaksa aptallıktı sahte gülüşlerinde.   Timsahların bile nefretle baktığı yaşları akıtıyor toprağa, Fütursuz cümleler kol gezerken dilinde, biriktirdiği kinlerini içiyor yatmadan önce. Ve bütün bunları hayatına anlam kattığını düşünse de ruhu çocuklar,  Tanrı Azrail'ini gönderdiği zaman yanlarına bedenlerine büyük gelecek tabutlar. // Muti 02/Eylül/10 - 22:33

* Sevgiliye.

Gözlerin denizim, ben bunu böyle kabullendim. Gözlerinden çıkarsam kafamı bir anlık gaflet ile senden dışarı, Sudan çıkmış balıklar gibi çırpınışımı seyreyler ahali.  Titremeye başlar ellerim, Yalnızlık bile kavalyem olmaz sen gidersen eğer.  Gitmeleri koyuyorum şimdi tozlanması için raflara, Kalmalar cebimde; "Yarısı sana yarısı bana." Gülüşlerini topluyor şimdi mahalle çocukları gözlerimin, Sen içime kurdun kuralı kabileni.  Başta kalbin vardı, sağında dudakların, solunda gözlerin, Mutlu bir aile tablosu gibiydi bütün resimlerin. Ve şimdi "Sevgili", Kabul olan bir duaya şahit oluyorum senden sonra, Aslında senden sonra diye bir kavram yok zihnimde, Lafın gelişi bile ağır yaralar açmaya yeter yılların yavaş yavaş yüklendiği bedenime. Denizin mavisi gözlerin, feri kaçmış gözlerime hayatla dansı öğretti, Şimdi ışıl ışıl gülüyor ve gözlerimden dökülen her kelime "Sen" diyor. Cebimdeki bütün kelimeleri ayıkladım taşlarından Ve en güzel olanlar...

* Ne İstediniz Ulan "Aşk"tan ?

Hep yerden yere vurulan oldu "Aşk". Kimi zaman bütün çıplaklığıyla tecavüze uğrayan oldu,   Kimi zaman lanetlenmiş bir ruh gibi karalara boğuldu. Bazen ne aradığını bilmeyen bir çocuk yaptınız "Aşk"ı,   Bazen de bi "s*ikmediğiniz" kaldı. Ne istediniz ulan "Aşk"tan ? Daha fazlasını mı yaptı size karşı taraftan ? Hadi şimdi hazırlayın kınaları sabah olmadan,   Bir daha çıkamayacak "Aşk", gömüldüğü "Kalp" denen mezardan. // Muti 01/Eylül/10 - 17:37