Kayıtlar

2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

* Bir Kadın Sevdim

Pencere önü saksılarda yetiştirilmiş bir aşk bu, Özen, dikkat gerekirdi..  Kalp sıcaklığında yetiştirilmişti. Ve güney cepheliydi gözleri, Sıcak ve bir o kadar içtendi. Bir kadın sevdim,  İki mevsimden ibaret bir kadın. İlkbahar ve yaz kokulu... Islak kelebekler bırakırdım ellerine renk renk, Kadıköy rıhtımında martılarla raksa tutuşurdu, O öyle sallandıkça karşımda benim başım dönüp dururdu.. Ve kokusu, Yağmur sonrası kokan toprak mayhoşluğuydu.. Bir kadın sevdim, İstanbul boğazına nazır bir huzurdu gözleri, Saçları rüzgarla bahara kokusunu verirdi. O'nsuz geçen gecelerde melekler inerdi gökyüzünden, Özlem şarkıları söylerdik beraber. Özlem eyleminin can bulduğu bir kadındı 'O'. Gözlerinden destek alırdım ayakta durmaya, Elleri içime kadar işleyen, Her bir sözü tebessümüme sebep, Bir kadın sevdim... Gözlerine baktığımda huzuru ta içten gördüğüm bir kadındı, Ve 'O' öyle bir bakardı ki; Gözlerim utanırdı.. // Muti  

* Deli miyim Neyim?

 Islatmıyor senden sonra rüzgarlar yanaklarımı, Sokak lambaları aydınlatamıyor gündüzleri. Ayakkabılarım kafama küçük geliyor ne hikmetse, Gömleğim sıkıyor ayaklarımı, Ve arada ağlıyorum kahkahayla karışık.. Güneşler gece parıldamıyor artık sevgili, Bir yanar dağ soğuğunda üşüyor içim. Deli miyim neyim ! Ankara boğazından sallanıyorum, Sular serin, sular dalgalı.. Saçların gibi işte. Karla karışık düşüyor ay gecelere, Susun demek geliyor içimden kafamda s*kişen fillere ! Malum, yalnızlığım uyuyor. Orada mısın sevgili, perdelerde ayak izin.. Ulan, deli miyim neyim ! Yarın geldin dün gittin ! Hepi topu bir gün müydü varın yoğun ? Sessizliğin o kadar yoğun, Ve o kadar kabalalık ki yalnızlığın, Boğazıma geçirdiğim ipleri saymaya başlıyorum boğum boğum... Yok yok deli değilim..  Normal seyirde nefesim soluğum. Rakı masasını hazırlıyorum teneşire, Toprak üstüne uzanıyorum, gözlerim gökyüzünde, Yıldızlar düşüyor üzerime, Sabaha çok var daha, akşam ezanları okunuyor, Yatsı namazına ta...

* Koca Şehir

Koca şehir, karısı küçük ilçeler.. Birden fazla çocukları olan hemde. Sokak sokak ayrılan, Ve her bir sokağına bir parçamı öğün ettiğim bir şehir. Kâh ayak parmaklarımı, kâh bileklerimi... Sokak lambaları titrek, sokak lambaları loş, Şehir gri bir hal havasında, Bulutlar yağmur eyleminde ne kadar da hoş.. Islanmıyorum ! Bardaktan boşalırcasına ölüm akıyor şehre. Uslanmıyorum ! Karşımda hayal de olsa seviştiğim bir çehre. Sokak aralarında polis sirenleri, Koca şehir yorgun, karısı ilçeler bitkin gibi. Ben ! Ben şehre fazla gelen bir iskelet, Kuru kalabalık olsam da beni s*ktiret. Sen nasılsın ? Ve şu koca şehre bir tekme at ! Üstüme yıkılsın.. Koca şehir, karısı küçük ilçeler.. Griye boyanmış bırakılmışlığım, Ve gittiğinden beri en yakışıklı kavalyesiyim yalnızlığın..  // Muti

* İntihar günah iştir

Akşam üzerinde demleniyor yalnızlığım, Altına kaçırmış gözler eşliğinde. Bir adım uzaklaşmaya meylediyorsun, Koşun koşun bir adam ölüyor, İntiharın eşiğinde.. Camı çerçeveyi silah edinmiş, Ulan şakası olmaz ölümün, Keser atar bir çöp konteynerine. Bir kurşun yeter gayrı, Kokun misali kafama sıkmaya. Allah hesap sorar biliyorum, Elim yeltendikçe tetiğine.. Oysa ki; bir adım yeterdi aramızdaki mesafeleri bitirmeye, Bir adımına, bırak on adımı, Yoluna sererdim, ayak altına yatırırdım yalnızlığı. Koşarak ölürdüm yolunda, Toprak secde ederdi tabanlarıma. K*çımdan soluyana kadar, Betim benzim atana kadar, Ve kan ter içinde kalana kadar koşarım bir selamına.. Sen şimdi bir adım uzaklaşmaya meylediyorsun ya, Hiç düşünmez misin ? Bu adam ne halt eder gırtlağına yapışan yalnızlığıyla. Beni bırak ! Beni bırak da içinde kalayım. Öyle sessiz, öyle sükut eylerim ki; İçinde ölsem bile 'gıkımı' çıkarırsam namerdim.. Etme, intihar günah iştir ! Ya vurup beni bir adımınla öldür, Ya da beni içine...

Bir beden.. Bir adam...

Yazar olmasa da yazar, şair olmasa da şiirler karalar ve her telden her düşünceden sözlerin altına imza atar. Bu bir egodur ! Yazmak ise bir sanat. Ve bende bir sanatçıyım kendi nazarımda.

* İstanbul'da Sonbahar

  Sonbahar bütün ihtişamıyla yerini kar'a kışa bırakıyor, İstanbul soğuk, İstanbul beyaz gelin, Yedi tepe misk-i amber kokuyor. Gidişini kutluyor yalnızlık, Evimde kendine yer açıyor.. Şehir içimde büyüdükçe kendime on parmaklı bir surat yapıyorum, Gözlerinden sarkıyorum,  Ha düştüm ha düşeceğim. Yaşlarımı biriktirdiğim bir avuç suda boğuluyorum, Biliyorsun;  Gözlerinin denizinde, gözlerinin mavisinde yüzebildiğim kadarım.. Asfalt ayağımın altından kayıyor gibi, Bulutlar üstüme düşüyor sanki, Cebimde kırık yarınlar, içimde acı bir orkestra tınıları.. Şefi yitik bir orkestra... İstanbul bugün kar'a kışa teslim, Ve İstanbul bugün biraz da ben gibi.. Ben gibi beyazın esaretinde. Ve biraz da senden kalanlar gibi, Soğuk ! İki dudak arası özlemler baş göstermekte, Dil kalbe itaat eyleminde, Aklın yolunu s*keyim kimin hizmetinde.. Bir çerçeve, bir resim ve cam kırıntıları, Salon ortasında tam halının üzerinde.. Paramparça ! İstanbul'a bir yıldız kayıyor, İstanbul hamile ! Her ge...

* Bana çocukluğumu satar mısın dünya?

Daha dün annemizin tertemiz helal sütüyle besleniyorduk, Siyah beyaz fotoğraflarda anıları gülüşlerimizle parlatıyorduk, Büyüdük anne, bütün çocuklar gibi büyüdük.. Bana çocukluğumu satar mısın dünya ? Üç tekerlekli bisikletimi, Mahalle arasında peşinden koştuğumuz plastik topumuzu, Peki ya pamuk şekerlerini, Ve iki bisküvi arası lokum şekerlemesini ? Anne yaşlanmışsın, Bak anne ben de yaşlandım artık, bende yaş'landım.. Gözlerim o kadar yaş'lanmama sebep ki; Bütün resimlerimiz sırılsıklam gözümde.. Bana çocukluğumu satar mısın dünya ? Arefe geceleri bayram sabahını iple çektiğimiz heyecanımızı da istiyorum. Yorma bizi dünya, artık çocuk değiliz ! Akşam ezanına kadar koşturamıyoruz  mahalle aralarında, İki adımda yoruluyoruz artık biz.. Aynalar daha gerçekçiydi çocukluğumuzda, Kendimize gerçekten iyi bakabiliyorduk. Pencere önü menekşeler yetiştiriyordu annem, "Gün ışığı görmeli" diyordu, Artık günlerin ışık saçmıyor be dünya, Menekşeler ölüyor. Karanlıksın kapkaranlı...

* Adı her neyse...

Sürç-ü lisan adın, Büyük lokma takılan boğazıma, Utancından kızarır gözlerim, Göz göze geldiğim zamanlarda. Halk arasında geçen tabirince; Aşk, Sevgi.. Yada adı her neyse. Kelepçe takılmış gibi sanki bileklerime, Nabzım zorluyor tenimi, Bedenimin perdesi kapanıyor gün yüzüne. Ve sanki son sahnede hayat bırakıyor ellerimi, Hayat, Memat.. Yada adı her neyse. Yıldızlar ırzına geçiyor gecelerin Bulanıklaşıyor gibi gökyüzü, Yağmur üstüne boşalıyor cenabet bedenlerin. Toprak o kadar samimi ki benimle, Başımı döndürüp duruyor, kâh semaya kâh resmine.. Rakı, Şarap.. Yada Adı her neyse. Melekler ölüm orucunda, Yatağın kenarında, hemen baş ucumda, Azrail kaytarıyor işinden gücünden, Ve bir ses tam da namlunun ucunda. Silah, Tabanca.. Yada adı her neyse. Adını andığımda bayramlık çocuk edasında kulaklarım, Peşi sıra dizilir arkama Sana gelirken yediğim kul haklarım, Bu kez hayat pencüse, Sikerler böyle ayrılığı çok tez ise.. Adı her neyse, Ve adı ne olursa olsun tek tabirdir lügata arz olan. Dön....